Talha Uğurluel ile Tarih Sohbeti

2

Kendine has üslubuyla, tarihi sevdiren adam Talha Uğurluel’le Kün FM olarak gerçekleştirdiğimiz, kısacık fakat enfes sohbetten bize kalanları yazdık. Samimiyetini ve muhteşem anlatımını yalnız gönüllerimizde saklayabilecek olsak da, tarihin tozlu sayfalarından gün ışığına çıkardığı satırları Bir Acayip Blog için kaydettik.

Evvela -iyi ki olmuş ama- kendisinin tarihçi olmasına sebep olan şeyi merak ediyoruz..

Hocam, neden tarih?

Benim tarihe çok meraklı bir anne-babam vardı. Bir yerlere gezmeye gidildiği zaman orada bir çay bahçesi vs. değil bir müze, tarihi bir cami veya bir türbe aranırdı. Mesela babaannem çok dindar bir kadındı ve tarihi meselelere çok ilgiliydi. Ben Bursa’da yatılı okurken, her eve izne geldiğimde, bana emanetler verilirdi muhakkak. Tezveren’e git bizim için dua et, Ulucamii’ye git, Üftade’ye git vesaire denilirdi. Onların dediklerini yapmak zaten hafta sonumu doldurmaya yetiyordu. Böyle böyle benim de tarihe ilgim hızla gelişti.

Tekrardan “İyi ki!” deyip esas sorularımıza geçiyoruz..

f474a7fb52061204f5eed1c83bd57967

Kont Drakula ile Fatih Sultan Mehmed arasında geçen hadiseden biraz bahseder misiniz?

Fatih Sultan Mehmed, 1. Murad’dan sonra Balkanlar’a doğru en ciddi ilerleyişi gösteren padişahlardan bir tanesi. O dönemlerde Kont Drakula diye bir adam var, Avrupa’da, kendi ülkesinde yönetici. Fatih Sultan Mehmed de hızla o bölgeleri, Bosna Hersek, Eflak Boğdan’ı fethederken Drakula’nın ülkesine de elçiler gönderiyor. Başta ülkeyi istila etmek, almak gibi bir düşüncesi yok. Fakat Kont Drakula çok vahşi bir adam. Osmanlı elçilerine eziyet ediyor. Bursa’da, Muradiye semtinde 2. Murad’ın külliyesi vardır. Bu külliyenin 1 km kadar ilerisinde Hamzabey türbesi vardır. Hamza bey o günlerde 70 yaşlarındadır. Bir nevi emeklidir. Fatih rica eder, seni elçi olarak Kont Drakula’ya göndereceğim gider misin, der. O da giderim efendim, der. Kont Drakula kan dökmekten hoşlanan sadist bir adamdır. Kont Drakula, Hamza beyi kazığa oturtur ve şehit eder. Fatih haberi aldığında çok üzülür ve hemen orduyu toplayıp sefere çıkar. Bunu duyan Drakula ülkeyi terk edip Fransa’ya kaçar ve bir daha da ülkesine geri dönemez. Fatih de bu sefer ile onun ülkesini ele geçirir. Hadise bundan ibaret.

Yavuz Sultan Selim döneminin zaferlerle geçmesinin sebebinin yeniçeri ordusu olduğu söylenir. Genç Osman döneminin mağlubiyetle geçmesinin sebebi de yine yeniçeri ordusu olarak gösterilir. İki ordu da yeniçeri ordusu ancak biri zaferle biri hüsranla sonuçlandı. Bu iki yeniçeri ordusu arasındaki fark nedir?

Yavuz Sultan Selim döneminde ordu çok disiplinli bir ordu. Yavuz Çaldıran’a gidiyor. Giderken Amasya bahçelerinden geçiliyor. Mevsim elma mevsimi. Bir sonraki durakta durulduğunda komutana diyor ki, canım pek elma çekti, askerin heybelerini yoklayın elma varsa bana getirin. Bir askerin bile heybesinden elma çıkmıyor. Böyle bir ordu. Genç Osman iyi bir insan ama bazı sıkıntılı durumlar var. Müftünün kızını alıyor, özgür bir kadınla evlenmenin sıkıntılarını çekiyor. Köle bir kadın sadece seni tanır. Özgür kadın kocamla kavga edersem anam var, babam var, akrabalarım var gideceğim kapım çok, der. Günümüzde belki sıkıntı yapılmaz ama o dönemde bir idarecinin hanımı gibi herkes ona teslim olabilmeli, itaat edebilmeli. Bu sebeple Genç Osman birkaç yönden talihsizdir. Ordu Yavuz Sultan Selim’in ordusu değildir ve bundan dolayı ciddi bir başarı eksikliği söz konusudur.

Son zamanlarda herkesin malumu bir “İki Camii Arasında Aşk” furyası var. Hakikati var mıdır bu hikayenin, biz de merak ediyoruz.

Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan arasında geçtiği iddia edilen olayların gerçeklik payı nedir?

Günümüzde platonik aşklar çok tutuluyor. Özellikle liseli gençler. Hadiseye platonik aşk çerçevesinden değil de başka bir yönden baksalar, bu anlatılan hikaye Mimar Sinan’ı yerin dibine sokan çok kötü bir hadise. Bir kere Mihrimah Sultan 17 yaşındayken Rüstem Paşa ile evlendirildi. Üsküdar Mihrimah Sultan’ı yaptırdığında 28-30 yaşlarında bir hanım. Edirnekapı Mihrimah’ı yaptırdığında 50-55 yaşlarında bir hanım. Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan arsında 30 yaş var. Mihrimah Sultan başkasıyla evlidir. Bunu söyleyenler Mimar Sinan’ı ırz düşmanı yerine koyuyorlar bir yerde. Aşkını tutuyorsunuz bir de cami gibi Allah’ın evi diyebileceğimiz kıymetli bir yapıya yansıtıyorsunuz. Külliyen yanlış ve yalandır.

Ve Ankara savaşı.. Bizim tarihimizde ikinci bir diriliş olarak addedilen devir..

Yıldırım Bayezid, Timur’un eline esir olarak düştü mü? Yıldırım Bayezid intihar mı etti yoksa öldürüldü mü? Yıldırım Bayezid ile Timur arasında geçenler nelerdir?

Bir takım romanlar yazılıyor, kurgular yapılıyor. Bir romanda Yıldırım Bayezid’i esir eden Timur, Bayezid’in hanımını güya çıplak hizmet ettirmiş gibi gösteriyorlar. Böyle bir şey söz konusu değil. Böyle bir şey kesinlikle olmadı. O böyle yaptığı için Yavuz da güya Şah İsmail’in karısını esir edince bunları yaptı gibi yalanlar uyduruldu. Kesinlikle ne Yavuz böyle bir şey yapmıştır, ne de Timur böyle bir şey yapmıştır. Söz konusu bile değildir. İkisi de Müslüman, Timur 4 yaşında hafız olmuş bir Türk hükümdarıdır. Timur pek sevilmez Yıldırım’ı yendiği için. Timur tabiri caizse Özbekistan’ın Atatürk’ü gibidir. Timur, Yıldırım’ı esir ediyor. Yıldırım ise kaçma imkânına sahipken kaçmıyor, çok yiğit bir adamdır. Yıldırım’ın parmağındaki yüzükte zehir olduğu ve bu zehirle intihar ettiği iddiaları da kesinlikle yalandır. Zaten böyle bir şey yapmasına gerek yoktur. Bu tarz şeyleri Roma kralları yapmışlardır. Bunun sebebi de tahttan indirilme ve işkence edilme korkusudur. Bizde böyle bir sorun yok ki yüzükte zehir taşımaya ihtiyaç duyulsun. Yıldırım Bayezid, Timur tarafından esir alınmış ancak hiçbir zaman esir muamelesi görmemiştir. Timur Anadolu’da gezerken yanında Yıldırım’ı da götürmüştür. Akşehir taraflarında Yıldırım vefat etmiştir. Yıldırım çok gururlu bir adamdır. Savaştan kaçmayacak kadar gururlu. Onun esir tutulması, psikolojik sıkıntı, depresyon onun çok hızlı bir şekilde ölmesine sebep olmuştur. Mezarı önce Akşehir’de gömülmüş daha sonra oğlu Çelebi Mehmed tarafından Bursa’ya getirilmiştir.

Fatih Sultan Mehmed’in kardeş katlini meşru bir zemine oturtmasındaki sebepler nelerdi?

İslam hukukunda adalet-i mahza, adalet-i izafiye diye iki şey vardır. Adalet-i Mahza‘da bir kişinin hakkı toplumun hakkıyla eş değerdir, toplumun hakkı için bile olsa bir kişiye kıyılmaz.
Adalet-i İzafiye‘de ise toplumun hakkı için bir kişiye kıyılır. Bir örnek ile açıklarsak; bir kayık düşünün içinde on kişi var, batmak üzere ve içinden bir kişi atıldığı zaman diğer dokuz kişi kurtuluyor. Eğer diğer dokuz kişi kurtulacak ise o bir kişi atılır ama adalet-i mahza hayır o bir kişiye kıyamam, der ve o da ölür. Sizce hangisi uygundur? Tabi ki de adalet-i izafiye ama adalet-i mahza en doğrusudur. Belli dönemlerde İslam âlimleri adalet-i izafiyeyi de tercih etmişlerdir. Kardeş katli ya da bir padişahın çocuğuna kıyması bununla alakalıdır. Din-i mübin-i İslam’ın selameti adına insan çocuğuna, kardeşine kıyabilir.

Genç Osman’ın tahttan indiriliş süreci ve yaşananlardan bahseder misiniz?

Genç Osman çocuk yaşta tahta geçmiş bir padişahtır. Orduda bozulanların sayısı artmış ve kendisi çocuk yaşta olduğu için ayak divanları orduyu Genç Osman’a karşı kışkırtmıştır. Ancak Genç Osman dik durmuştur. Çünkü dik duracak fıtrattadır. Dik duruşundan dolayı da Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah boğdurulmuştur.

4. Murad haşhaş ve alkol kullanımına karşı savaş açmış bir padişah olarak bunlardan herhangi birini kullanmış mıdır?

4. Murad, Osmanlı padişahlarının çoğunda ırsi olarak bulunan ‘’gut’’ hastalığından en ileri derecede muzdarip olan bir padişahtır. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de afyon ilaç olarak kullanılırdı. Afyondan mamül ağrı kesici haplar içirilirdi padişaha. İlaç olarak kullanıldığı için de dinen bir sakıncası yoktur. Cuma namazına gitmeden önce bu ilacı kullanırdı. İnsanı sarhoş gibi yapan bu ilaç padişahın ister istemez sendeleyerek yürümesine sebep oluyordu. Bunu gören bir yığın ecnebi padişahın bu halini görüp adını sarhoş olarak çıkarmıştır. Bu yalan o günden günümüze kadar geldi ve ne yazık ki biz bu yalanı temizleyemedik.

En çok merak edilen meselelere değinmeye devam ediyoruz. Şüphesiz Osmanlı denilince akla gelen en gizemli kavram ‘harem’dir. Esasında haremin mahiyeti nedir, harem denilince nasıl bir yer tahayyül etmek gerekir, soruyoruz..

7e5c89cf0f48f9552e53840754cb8baf

Harem Osmanlı’da nasıldı?

Harem padişahın evidir gibi bir algı var bazı kimselerde. Harem padişahın evi değildir. Harem denilen yer sarayın ikinci avlusu. Enderun avlusunun bir tarafında iki yüze yakın erkek, bir tarafında iki yüze yakın kız öğrenci eğitim görüyordu. Kız öğrencilerin eğitim gördüğü bina kadınlara ait bir yer olduğu için orada padişah eşlerinin kaldığı bir, iki oda ile padişahın annesinin kaldığı valide odası var. İnsan evine istediği gibi girer. Padişah oraya istediği gibi giremezdi. Hele ki bekâr kızların bulunduğu yerin avlusuna dahi giremezdi. Harem bir eğitim kurumu, bir müesseseydi. Hanımlara ait olduğu için mahrem olan yer anlamında adına harem denildi.

Maalesef bu sohbetin de sonuna geliyoruz.

Arzumuz, hocamızın daha uzun bir sohbetinde yeniden bulunmak. Tarihi sevdiren adam Talha Uğurluel’e kocaman teşekkürlerimizi ve minnettarlığımızı sunarak bitiriyoruz..

Yorum2 yorum

  1. Fatih sultan Mehmet’in kardeş katili olarak anılması durumunu daha ayrıntılı bir şekilde öğrenebilirmiyim

    • Bir Acayip Blog

      Merhabalar,
      Öncelikle ilginiz için teşekkür eder, geç cevabımız için mahcup olduğumuzu bilmenizi isteriz.
      Belirttiğiniz “Kardeş Katli” hususu siz de bilirsiniz ki; üzerine düşünülüp, bir süzgeçten geçirilerek aktarılması gereken konuları ihtiva etmektedir. Umuyoruz ki yakın zamanda bu husus ile ilgili bir yazımız gelecektir.

      Sağlıcakla kalın. 🙂

Yanıtla