Osmanlı’da Feminizm

0

Feminizm meselesine İslam penceresinden yaklaşmaya çalışmıştım. Peki, İslam’ın pencerelerinden biri olan ve Allah’ın ismini bir belde daha ileri taşımaya çalışan Osmanlı’da Feminizm nasıldı?

Kadın-erkek eşitliği konusunda Cumhuriyet Dönemi ile Osmanlı Dönemi sürekli karşılaştırılmıştır. Cumhuriyet’teki reformlar, inkılap olarak adlandırılmıştır. Oysa ki, yapılanlar sadece reformlardan ibarettir. Siyasi katılım meselesi, medeni kanunlarda yapılan değişiklikler, laiklik tartışmaları ve en önemlisi Cumhuriyet konusu Osmanlı aydınları tarafından tartışılmış, yazılmış ve çizilmiştir.  Osmanlı aydınları materyalist ve modern düşüncelerini de İslam üzerinden meşrulaştırmaya çalışmıştır. Bilimin ve ilimin farz olduğunu, siyasi katılımı ise meşveret kavramı üzerinden ve anayasal düzenin de İslam devletinin görevleri arasında göstermişlerdir. Dini yönü olmayan Ahmet Rıza, Meşveret adında dergi çıkarmış ve onu takiben İçtihat adlı derginin sahibi ise materyalist düşüncelerini İslam’ın rasyonel yönü ile meşrulaştırmaya çalışan Abdullah Cevdet’tir. Bunca ideolojilerin ve tartışmaların yanında Osmanlı Feminizmi nerededir?

Osmanlı toplumuyla her zaman Avrupalı devletlere örnek olmuştur. Avrupalı yazarlar, Osmanlı kadının toplumdaki yerini ve önemini eserlerine konu edinmişlerdir. Osmanlı feminizmini iki bölümde incelememiz gerekmektedir. Birincisi liberal feminizmi benimsemiş il dalga, ikinci ise 2.Meşrutiyetten sonra ki süreçtir.

Şunu bilmemiz gerekir ki Cumhuriyet kadını, Osmanlı kadının açtığı yolda yürümüştür. İlk evre Osmanlı feministleri daha çok liberal feminizmden etkilenmiştir. Kadın kimliğini kazanması ve kamusal alanda kendisine yer edinebilmek için eğitim hakkını savunması, kadın ve erkek eşitliği hem kamusal hem de özel hayata yerleşmelisini ayrıca cariyeliğin kaldırılması ve tek eşliliği savunmuşlardır. Bununla beraber ilk kadın dergilerini bu dönemde çıkarılmıştır. Feminizm kelimesi kullanmamışlardır ve bunun sebebi ise Abdülhamit Han’ın otoriter rejimidir. Düşüncelerini daha çok şiirlerde, romanlarda ve yazılarında savunmuşlardır.

İkinci meşrutiyetin ilanı ile beraber Osmanlı feminizmde özgürlükçü ortamdan yararlanarak icraatlarına hız kazandırmıştır. İlk evre feministlerinin aksine kadının gelişimine önem vermişlerdir. İlk kadın örgütünü Teal-i Nisvan’ı bu dönemde kurmuşlardır. 1911 yılında İstanbul’da “Beyaz Konferanslar” denilen kadın platformları oluşturulmuş ve konaklarda toplanan kadınlar Osmanlı kadınının sorunlarını tartışmışlardır. Fatma Nesibe hanımın nutuklarıyla coşan kadınlar konferans metinlerini de dergilerde yayınlamışlardır. Feminizm adını altında düzenlenen ilk konferans gene Osmanlı feministlerinden olan Müfide Ferid tarafından düzenlenmiştir.

Feminizm konusuna bir de Cumhuriyet penceresi açalım. Kadın hakları bir ülkenin gelişimini gösteren en önemli etkenlerdendir. Mustafa Kemal bu hususu göz önünde bulundurarak kadınlarla seçme ve seçilme hakkını tanımıştır ve Cumhuriyet kadınına rol biçilmiştir. Bu rol ise yeni nesle annelik görevidir. Buna rağmen Cumhuriyetin ilk partisi Kadın Halk Fırkası’nı CHP’den önce Nezihe Muhittin tarafından kurulmuştur. O dönemde kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmediği için kapatılmıştır. Nezihe Muhittin yılmamıştır ve Türk Kadınlar Biriliği adında bir dernek kurmuştur. Bu dernek CHP’ye karşı müthiş bir muhalefet göstermiş ve yolsuzluk gerekçesiyle kapatılmıştır. O dönemde 1924 Anayasanın Dernekler ile ilgili kanunda değişikler yaparak CHP’den başka dernek veya partinin kurulamadığını görmekteyiz.

Cumhuriyet feminizm ile Osmanlı feminizmi ayıran tek nokta ise kadın bedeni ile ilgili hususlardır.  Osmanlı toplumun her türlü sıkıntıların içerisinde her türlü meselelere karşı duyarsız olmadığını, dini yönü kuvvetli/kuvvetsiz her kesimin meselelere İslam penceresinden yanaştığını görmeliyiz. Bununla beraber Osmanlı kadının işlevleri annelikle sınırlı olmadığı gerekirse hakkını korumasını bilen ideoloji sahibi gerekirse de toprağını koruyan savaştığı olduğunu anlatmaya çalıştım.

Kadın demek cennet demektir, cennet demek ferahlık demektir. Kadınlar ne kadar mutlu olursa, toplumda bir o kadar mutlu ve huzurlu olur.

Allah’a emanet olun.

Yanıtla