3 ayların habercisi kutlu doğum haftası.

Tarih 571 Rebiülevvel’i gösteriyordu. Herkesin beklediği o müjdeli haberin gelişi yakındı. O müjde ki bir daha hiçbir bebeğin doğumu böyle müjdelenemezdi. Çünkü bu doğum hem sevinç barındırıyordu hem de hüzün… Âlemlere rahmet olarak gönderilen, bütün mahlûkatın yaradılışına sebep olan bir peygamberin doğum müjdesiydi. Aynı zamanda da gönderilen son peygamberin… O gün öyle hadiseler yaşandı ki kâhinlerin, papazların, kralların dahi kalpleri titredi ve tabiri caizse yer yerinden oynadı.

O dönemde yaşanan olaylardan bazıları şunlardır;

-Efendimiz ’in dünyaya geldiği gece büyük bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi âlimler Tevrat’ta belirtilen peygamberin doğduğunu anladılar. Ashab-ı kiramdan Hassan Bin Sabit anlatır;

‘’Ben sekiz yaşındaydım. Bir sabah vakti Yahudi’nin biri; ey Yahudiler! diye çığlık atarak koşuyordu. Yahudiler; ‘’Ne var, bu bağırman nedendir?’’ diyerek yanına toplanınca, o; ‘’Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed dünyaya geldi… diye cevap verdi.’’

-Bin yıldır ateşe tapan Mecusilerin bin seneden beri yanmakta olan ve taptıkları ateş aniden söndü.

-Peygamberimizin doğduğu gece Kâbe’de ki putların hepsi yüzüstü yere yıkıldı. Urve Bin Zübeyr bildirdi: ‘’Kureyş’den bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir gün, putun yanına vardıklarında, onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi:  ‘’Bir kimse doğdu, yeryüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalpleri titredi.’’

-Medayin şehrindeki İran Kisrasının sarayının on dört kulesi ve burcu yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisra ve halkı; yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tabir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alamet olduğunu anlamışlardı.

-O zaman mukaddes sayılan Save Gölü’nün de o gece suyu çekilmiş ve kurumuştu.

-O gece Semave deresi taşmıştı.

-Efendimiz’in doğduğu geceden itibaren şeytan ve cinler artık Kureyş kâhinlerine hadiselerden haber veremez oldu. Kehanet sona erdi.

Evet, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) doğumundan önce ve doğumuyla birlikte mucize üstüne mucize gerçekleşti, müjde üstüne müjde verildi. Müjdelerin en hayırlısı Peygamber Efendimiz’ in (s.a.v) doğumuydu.

Mübarek kutlu doğum haftasının ardından Ramazan’ın habercisi olan 3 aylara da girmiş bulunuyoruz.  Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ramazan ayı dışında Recep ve Şaban ayını oruçlu geçirirdi. Bilhassa Şaban ayını oruçlu geçirdiğini Hz. Aişe (r.a) validemiz şöyle anlatırdı;

‘’Peygamberimizin Ramazandan başka hiçbir ayı sonuna kadar oruçlu geçirdiğini görmüş değilim. Şaban ayından fazla içinde oruç tuttuğu bir ay da görmedim.’’

Peygamber efendimizin kölelikten azat ettiği ve ardından evlat edindiği Usame İbni Zeyd bir gün Peygamber Efendimize (s.a.v);

‘’Ya Rasulallah, seni Şaban ayı kadar hiçbir ayda oruçlu görmüyorum.’’ Dedim.

Bana şöyle cevap buyurdu;

‘’Şaban, Recep ayı ile Ramazan ayı arasında ihmal edilen bir aydır. Bu ay amellerin Allah katına çıkarıldığı bir aydır. Bende amelim Allah katına çıkarken oruçlu olmak istiyorum.’’

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Pazartesi ve Perşembe günlerini de oruçlu geçirirdi. Pazartesi ve Perşembe günlerini oruçlu geçirmesinin hikmetini de şöyle açıklamaktadır;

‘’Pazartesi ve Perşembe günleri ameller Allah’a arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.’’

Kulların amelleri günlük olarak sabah ve akşam Allah’a yükseltilir. Haftalık olarak Pazartesi ve Perşembe günleri arz olunur. Yıllık olarak da Şaban ayında sunulur. Bu birbirinden farklı olan durumlarla ilgili ayrı ayrı hadiseler vardır. Ancak durum farklılığından dolayı bu hadiseler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Her biri farklı zaman dilimini haber vermektedir.

Recep ve Şaban aylarında her gün olmasa bile en azından Pazartesi ve Perşembe günlerini oruçlu geçirirsek hem Efendimiz’in sünnetine uymuş oluruz, hem Allah’ın sevgisini kazanmış oluruz, hem de Ramazan ayına vücudumuzu hazırlamış oluruz.

Nice kutlu doğum ve üç aylara erişebilmek duası ile Allah’a emanet olun.

Fotoğraf : M-Abdelhadi