Antik Yunan filozoflarına göre (Platon) bireyin başka bireye ihtiyaç duyması sonucundan toplum oluşmuştur. Toplumu oluşturan bireylerin doğası gereği sahip olduğu görevleri ve meziyetleri vardır. Bunlardan dolayı da toplum sınıflara bölünmüştür. Toplumu oluşturan insanların erkek ve kadın olarak iki cinse ayrıldığını ve bunun sonunca kadın ve erkek farklı görevleri üstlenmiştir.

İnsanların yeryüzüne gelmesinden bu yana kadının görevleri ve hakları konusunda sürekli tartışma konusu olmuştur. Bunun sonucunda kadınlar 18.yy sonraları ve 19.yy başlarında “Feminizm” adı altında ideoloji ortaya çıkarmışlardır. Temel olarak savundukları; kadının toplumda konum edinebilmesi için eğitim, seçme ve seçilme hakkı, kürtaj hakkı, eşit maaş ve cinsel taciz gibi konular temel meseleleridir. Anarşist, Liberalist, Komünist, Radikal ve İslamcı Feminist türleri bulunmaktadır. Bizim burada dikkat çekeceğimiz mesele ise İslamcı Feministler ve bunun yanında Cumhuriyet Dönemi ile Osmanlı Dönemi feminizm karşılaştırması olacaktır.

İslamcı feministlere göre Allah, kadın ve erkeği eşit yaratmıştır. Kuran ve çoğu hadisler bu eşitliği savunmaktadır. Aksini imâ eden kaynaklar ise kendi tarihselliği içinde değerlendirilmelidir.

Kuran’dan örnek verecek olursak Nisa Suresi, kadınlar için özel indirilmiş ve kadınlara özel hususlara dikkat çekilmiştir. Kuran’da birçok mesele hem kadınlara hem de erkeklere direkt olarak ithaf edilmiştir. Kuran’da bununla beraber kadın ve erkek kelimeleri eşit sayıda bulunmaktadır. Kadın kelimesi 23, erkek kelimesi de 23 kere geçmektedir. Bununla beraber Kuran’da eşitliğe direkt vurgu yapan ayetler vardır:

Ve buyurdu ki,

Mümin erkekler ile mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir ve hikmet sahibidir. (Tevbe Süresi, 71.ayet)

Bunun gibi birçok ayeti sıralayabiliriz. Ayette gösteriyor ki, Allah katında dini sorumluluklar eşittir, dost olarak birbirlerine yardım ve arkadaşlık edecekler, yaşamları boyu toplumda aynı haklara sahip oldukları gibi sorumlulukları ve görevlerini de birbirleri ile paylaşacaklardır. Kadın ve erkek eğitim konusunda eşittir. Kızların okutulmaması hususu İslam’da yoktur. Bunu da ayet ve hadisler ile açıklık getirmeye çalışalım.

Buyurdu ki,

Yaratan Rabbinin ismiyle oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. (Alak Süresi, 1 ve 2.ayetler)

Ayet gayet açık bir şekilde “Oku!” emrini vermektedir ve 1. Ayeti destekleyen, 2. Ayette insan(kadın-erkek) kelimesi kullanılmıştır. Bu durumda kadının ve erkeğin okutulması ve okuması farzdır. Bir hadiste ise bu hususa şu şekilde açıklık getiriliyor:

“İlim öğrenmek kadın, erkeğe ve herkese farzdır.”

Görüldüğü üzere kadınların okutulmasında ve toplumsal konulardaki haklarında eşitsizlik söz konusu değildir.

Feminizm savunduğu bir diğer görüş ise tek eşliliktir. İslam’ın sürekli çok eşliliği savunduğunu ve tek eşliliği reddettiği gibi görüşler konuşulmaktadır.  Her zaman olduğu gibi sanılanın aksine bir durum söz konudur ve tek eşliliği bize öneren ve bunun bizim için daha kolay olduğu savunan Rab buyuruyor ki:

“Eğer kendileriyle evlendiğiniz takdirde yetimlerin haklarını riayet edememekten korkarsınız beğendiğiniz ve size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın.”

Bu ayet Nisa Suresi’ne ait olup 3. Ayettir. Bu ayeti genelde buraya kadar okuyoruz ve devamını söylemiyoruz. Eğer bir şeyi başından sonuna kadar dinlemezsek yanlış sonuçlara hatta ahiretimizden olabilmemiz muhtemeldir. Lafı fazla uzatmadan ayeti tamamlayalım:

Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olandır. (Nisa süresi, 3. Ayet)

Görüldüğü üzere Allah’ın dini İslam da tek eşlik öneriyor ve bunun adalet olduğunu söylüyor ayrıca çok eşlilik içinde şart koşuyor ve bu şart yetim hakkıdır.

İslam, her yönü ile tastamam bir dindir. Kadının ve erkeğin sorumlukların farklı olduğunu, yaratılış gereği rollerin farklı olduğunu da vurgulayan ayetler mevcuttur. Bu hususları daha da derinleştirebilir. Kadın ile erkeğin mal taksimi, kadınların ırzlarına göz diken erkeklerin akıbeti ve kürtaj hakkını savunanların ne kadar haksız olduğu ayetler ile ortaya konulabilir. Kadınların toplumda bir yer edinmeye çalışmasına gerek yoktur, çünkü toplumun temel unsuru kadınlardır. İslam, kadınların altına cenneti sermiştir. Onları erkeklere emanet edip, erkekleri de kadınlara emanet etmiştir. İslam dininde ve muhafazakar toplumumuzda kadının en şerefli görevi anneliktir.

“Annelik tercih meselesi değil, armağan ve duâ meseledir.”

Feminizm’in Türkiye sürecini de diğer yazım ile paylaşacağım.
Allah’a emanet olun.