Araf Suresi 55. ayette Allah;

”Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki o, haddi aşanları sevmez.”

Buyuruyor.

Günümüzde ise dualar secdelerle değil, sosyal medya aracılığı ile Allah’a iletilmeye çalışılıyor. Ya da popüler olma gayretinde olanlar, dua silahını sosyal medyada kullanmaya çalışıyor.

Allah ‘’yalvara yakara ve gizlice’’ dua edilmesini isterken kul, sosyal medya hesaplarından dua ediyor. Yakın zamanda Twitter’da karşılaştığım birçok hesapta insanlar ‘’Allah’ım falanca ülkeye yardım et, filanca ülkeyi helak et…’’ gibi dualarını Twitter aracılığı ile Allah’a duyurmaya çalışıyorlar, yahut duyurduklarını sanıyorlar. Bilinçsiz yetişen neslin kölesi olduğu sosyal medya, insanların akıllarının yanında dua silahlarını da ellerinden almış durumda ne yazık ki. Göstermelik secdelerin dua ile süslendiği Instagram hesapları, umrunda olmadığı halde ‘’umursuyormuş sanılsın’’ diye o hesaplarda paylaşılan ‘savaş ve çocuk’ temalı resim ve yazılar…

Neslimiz dini hassasiyetini iyice kaybetmiş durumda. Bu durumun başlıca sebebi de sosyal medyadır diyebiliriz. Zira çocuklar, ailelerinden çok sosyal medyada, tanımadığı binlerce kişiyle konuşuyor. Bu böyle devam ettiği müddetçe sorunlar da aynı şekilde devam edecektir. Elinden telefonu bırakmayan ve anne babasının sözünü dinlemeyen, asi nesiller yetişiyor. Ailesi ile misafirliğe dahi gitmeye tahammül edemeyen ancak sosyal medyada örgütlenip halkın huzurunu kaçırmak için yapılan gösterilere katılan, Allah’ın sapkınlık ve sapıklıklarından dolayı helak ettiği ‘’Lut’’ kavmini görmezden gelip eşcinsel eylemlere dahi destek veren, sosyal medyada ayet, hadis paylaşmanın sevap, dua etmenin kabul olduğunu sanan ‘’enteresan’’ bir nesil yetişiyor.

Kim ki, ayet ve hadisleri Peygamber Efendimiz’in (s.a.v);

”Kim benim bir sünnetimi yayarsa, Allah onun yüzünü kıyamet gününde nurlandırsın”

Hadisini kendisine şiar edinerek paylaşıyorsa elbette ki bunda bir sakınca yok, mükafat vardır. Zira biz, bir hadisin veya ayetin bir kişi tarafından okunmasına vesile olursak Allah bunun mükafatını misli ile verecektir.

Osmanlı ve İslam düşmanlığı ile bilinen William Edwart Gladstone 1870’li yıllarda ‘’Kur’an-ı Kerim’i Türklerin elinden almadıkça onları yenemeyiz.’’ diyerek geleceğe dair planlarını açıkça belli etmiştir. Zira bu plan yıllar sonra uygulanarak halk hem kör hem cahil bırakılmıştır. Müslümanlara düşman olanların istediği şeyler yavaş yavaş İslam topraklarında gerçekleşiyordu. Osmanlının zayıfladığını gören batı, müslümanlar üzerinde çeşitli oyunlar oynayarak İslam ülkelerini birbirlerine düşürüyor ve Osmanlının elinde kalan son İslam topraklarını da kaybetmesine sebep oluyordu. Yüzlerce yıl adalet ile hükmedilen İslam topraklarında huzur, siyonistlerin İsrail Devleti kurabilme hayalleri ile yerini kan ve göz yaşına bıraktı. Gelişen teknolojiler sayesinde insanlara ”Anti-İslam, İslamafobi” gibi kavramları empoze ederek insanları müslümanlara karşı kışkırtmış, müslümanların ise Allah’ı unutup haram heveslere yönelmesine sebep olmuşlardır. Şimdilerde ise sosyal medya aracılığı ile bilinçsiz yetişen bir neslin aklını ellerinden alıyor ve onları sapkınlığa doğru sürüklüyorlar.

Bizler, evlatlarımızı ayet ve hadis ışığında yetiştirmezsek geleceği, karanlık günler bekliyor demektir.

Bu hususta Hasan El Benna’nın ‘’Hatıralarım (Müslüman Kardeşler)” kitabında yer alan ve Fudayl İbn İyad’a ait bir kıssayı sizler ile paylaşmak istiyorum.

‘’Fudayl, bir gün küçük kızının elini tutup öper. Kızı ona:
-Babacığım, beni seviyor musun? Diye sorar. Babası:
-Evet, yavrucuğum, der. Kızının cevabı şu olur:
-Allah’a yemin ederim ki, bugüne kadar senin yalancı olduğunu bilmiyordum. Babası hayretle sorar:
-Nasıl olur, ne yalan söyledim ki? Kızı der ki:
-Ben senin Allah’tan başkasına asla sevgi beslemediğini sanıyordum.
Fudayl ağlamaya koyuldu ve dedi ki:
-Ey Rabbim, küçük çocuklar bile kulun Fudayl’ın riyakârlığını anladılar.’’

Evet. Böyle bir nesilden anaya babaya ve Allah’a isyan eden bir nesle geçiş yapmış bulunuyoruz.

Fatih Sultan Mehmed Han ve ordusu İstanbul’u, kâfirin göğsüne hançeri saplayıp Peygamber övgüsüne nail olabilmek için fethetti. İnsanlarda kalan Bizans hayranlığı ise duvarlara ‘’zulüm 1453’te başladı’’ yazdırdı. Bu halleriyle Peygamber Efendimiz’e açık şekilde başkaldırmışlar ve Allah’a isyana yönelmişlerdir.

Bizler, bu ahir zaman fitnelerinden korunmalı ve evlatlarımızı İslam ahlakı ile yetiştirmeliyiz.

Sözlerime En’am Suresi 63, 64 ve 65. ayetler ile son vermek istiyorum.

63. De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O’na gizli gizli yalvararak ‘’Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız’’ diye dua edersiniz.
64. De ki: Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarır. Sonra siz yine O’na ortak koşarsınız.


65. De ki: ‘’Allah’ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.’’ Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!