Bazı insanlar tanımadıkları kişiler hakkında yorum yapmayı, onları yargılamayı ve daha da ileri giderek karalamayı çok seviyorlar. Zevk aldıkları bu durum karşı tarafı derinden üzmektedir de onlar bunun farkında değillerdir. Ya da değilmiş gibi gözükürler.

“Hepiniz aynı kafadansınız.” mantığıyla hareket eden bu insanlar bilmiyor ki karşısındaki kişinin nasıl bir yaşam tarzı olduğunu.

Zannediyor ki bu genç, babasının parasını yiyor, arabasıyla geziyor, hava atmayı ve kibri çok seviyor. Ama bilmiyor ki bu genç yıllarca babası ile çalışmış, ondan aldığı haftalıklar ile kendi ihtiyaçlarının birçoğunu karşılamış, birçok hayır ve yardımda bulunmuş. Bilmiyor ki kendisi almadığı şeye benim demiyor, kendisi alsa dahi ‘Bu, Allah’ındır ve bize emanettir’ şuurundadır. Bilmiyor ki babasından emanet aldığı arabanın tekerleri bir kere olsun haram yollarda dönmemiştir, bilmiyor ki haram için bir yola çıkmamıştır. İnsanları bilmeden yargılamak ne kolay değil mi? Sakallarını, birçok gencin moda olarak ve güzel duruyor mantığı ile uzatmasına benzetmesi, yakın zamanda ortaya çıkan “sözde islamcı” terör örgütünün sakallarına benzetip “sen IŞİD misin, ne o sakallar” gibi sözler söylemesi ne kadar üzücü ve cahilce değil mi? Ama bilmiyor onun vacip olanı, sünnet olanı yaptığını; o sakallarıyla kutsal topraklarda Allah’ın evine yüz sürdüğünü. Geçmiş dönemler ile şimdiki dönemleri karşılaştırıp “Biz sizin yaşınızdayken şöyle yapardık, böyle yapardık, çalışmak zorunda kaldık okuyamadık…” diyerek, o gencin boş gezdiğini ve boş işlerle uğraştığını sanması ne kadar üzücü ve cahilce bir düşünce değil mi? Bilmiyor ki o genç okul hayatının bir kısmını hem çalışıp hem okuyarak geçirmiş, soğuk kış günlerinde karın üzerinde elleri titreyerek çalışmış, yağmurlu havalarda üzerinde kuru bir yer kalmamış, hastalanıp günlerce ateşler içinde yatmış. Bilmiyor.

Bilmiyorum bu insanlar ne zaman öğrenecek gıybet-dedikodu etmemeyi. Alemlerin Rabbi olan Allah, Hucurat Suresi 12. Ayette;

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”

Buyurmuştur.

Ve bir hadis-i şerifte alemlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamber Efendimiz (s.a.v);

“Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan kimseler gördüm. “Bunlar kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Gıybet ederek insanların etini yiyen, şahsiyetlerini zedeleyen kimselerdir.” dedi.”

Buyurmuştur.

Tanımadığımız veya nasıl yaşadığını bilmediğimiz kişiler hakkında üzücü yorumlar ve söylemlerde bulunmayalım inşaallah. Yapanları ve biz de bilerek veya bilmeyerek yaptık ise Rabbim affına mazhar eylesin…