Dedikodu Kazanında Sanat Pişirmek

0

Geçmiş dönemlerden günümüze kadar tartışma konusu olan ve çeşitli dedikodulara maruz kalan Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan arasında geçen sözde ‘’aşk’’ dedikodularına bir nebze olsun açıklık getirelim.

Muhteşem rezillik dizisi sayesinde Osmanlı padişahları, paşaları, sultanları ve diğer saray mensupları saraydan çıkmıyor ve gününü sürekli haremde geçiriyor gibi bir algı oluştu insanlarda. Bunlardan Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan’da nasibini aldı ne yazık ki. Bu anlattıkları, dillendirdikleri hadise Mimar Sinan’ı yerin dibine sokan, Sinan gibi bir şahsiyetin adına yakıştırılması mümkün olmayan ve tarihe kara bir leke olarak geçen dedikodulardan biridir ne yazık ki. 

Mihrimah Sultan 17 yaşındayken siyasi meselelerden dolayı Rüstem paşayla evlendirildi. Bu evlilik insanlarda şöyle bir algı oluşmuş olabilir;

”Rüstem paşa ile evlendirilen Mihrimah Sultan’ın bu izdivaçtan memnun olmadığını gören Mimar Sinan ona olan aşkını belli etmek için böyle bir yola başvurdu.”

Ancak böyle birşey mümkün değil. Biraz mantıklı düşündüğümüz zaman genç bir kız olan Mihrimah Sultan’a kendisinden 30-40 yaş büyük olan birisi nasıl aşık olabilir? Tarih sayfalarına baktığımızda Üsküdar Mihrimah Sultan Camii yaptırıldığında Mihrimah Sultan 25-30 yaşları arasındaydı. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’ni yaptırdığında ise 50-55 yaşlarında idi. Camilerin yaptırıldığı yaş aralıklarına bakarsak ve Mihrimah Sultan ile Mimar Sinan arasındaki 30-40 yaşlık bir farkı da göz önünde bulundurursak böyle bir aşkın olma ihtimali akla hayale sığmaz derecede zor gözüküyor. Tutun ki bu kadar uzun süre hangi insan platonik aşkını sürdürebilir?

Baktığımız zaman âşık olduğu kadında başkası ile evli. Hani dedik ya ”Dedikodu Kazanında Sanat Pişirmek” diye. İnsanlar bununla da yetinmiyorlar sanatından başka aşkı olmayan Mimar Sinan’ın sözde aşkını alıyorlar Cami gibi kutsal bir mekân ile isimlendiriyorlar. Mimar Sinan evli bir kadına göz koymayacak kadar ve böyle bir durumu Allah’ın evi ile isimlendirmeyecek kadar kadar edepli, kalbi Allah sevgisiyle dolu, ilim irfan sahibi bir beşerdir.

Söylentilere göre Mimar Sinan’ın Üsküdar Mihrimah Sultan Camiini ışıl ışıl, cıvıl cıvıl yapmasının sebebi Mihrimah Sultana olan aşkından sebepmiş. Biraz araştırdığımızda görüyoruz ki Mimar Sinan eserlerini inşa ederken yaptıran kişinin kişiliğine göre biçimlendiriyor ve düzenliyor. Bunu göz önüne aldığımız vakit Mihrimah Sultan Camiinin ışıl ışıl olmasındaki sebebin Mihrimah Sultanın kişiliğinden kaynaklandığını ve bu durumun ona olan aşkı ile ilgili olmadığını göreceğiz. Mesela Rüstem paşa Camiinin içi karanlık ve kasvetlidir. Bunun sebebini Rüstem paşayı tarih sayfalarında incelediğimiz vakit tedbirli, başarılı ve kabiliyetli olmasının yanısıra somurtkan, asık suratlı ve aksi kişiliğini göz önüne alırsak adına yaptırdığı Camiinin karanlık ve kasvetli olması işten bile değil.

Bu hususta Ömer Seyfettin’in kaleme aldığı dizeler oldukça manidardır;

”Abus çehreli bir adamın ne namazı ne niyazı ne zekâtı nede orucu makbuldür.”

Bu dizeleri’de göz önüne aldığımızda Mimar Sinan’ın yapmış olduğu bu eserde ne kadar doğru bir tespitte bulunduğunu görebiliriz.

Bir başka eserini’de ele alacak olursak Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni yaparken Osmanlının ve bilhassa Kanuni Sultan Süleyman’ın azametini, kudretini ve gücünü yansıtan güzellikte büyük bir külliye olarak inşa etmiştir. Böyle bir Camii yaptığı için Sultan Süleyman Camii’nin açılışını yapmaya Mimar Sinan’ı layık görmüştür.

Mimar Sinan’ın adını bu tarz olaylarla anmak yerine sanatı ve eserleri ile anmak daha doğru ve isabetli olur. Zira İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’tir ancak İstanbul’u İstanbul yapan Mimar Sinan’dır. 

Mimar Sinan’ın hayatına kısaca değinelim;

Mimar Sinan Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuştur. Doğum tarihi net olarak bilinmemekle birlikte tarih kitaplarında D:1489 – Ö:1588 olarak gösterilmektedir. İstanbul’da 1509 yılındaki büyük deprem sonrası Sinan İstanbul’a devşirme olarak gelmiştir. Geldiğinde Ayasofya Camii 2 minarelidir. Sinan aşık olduğu bu Camii ye 2 minare daha eklemiştir. Sinan çocukluğunu mağaraya benzer karanlık bir evde geçirmesi sebebiyle mimari sanatında yapıtlarını oldukça aydınlık tutmuş ve ışığı içeri almıştır. Sinan’ın getirdiği en büyük yenilik bu olmuştur. Sinan memleketi olan Kayseri’ye 3 çeşme (Sinan pınarı, ağa pınarı, karagöz pınarı) ve 2 Camii (Kurşunlu Camii, Çerkes Osman Paşa Camii) yapmıştır. Ancak Camilerden sadece 1 i (Kurşunlu Camii) günümüze ulaşabilmiştir.

♦Sinan, Yavuz Sultan Selim döneminde yeniçeri ocağında askerlik yapmaya başlamıştır.

♦Kanuni Sultan Süleyman döneminde Moldovya seferi sırasında güzergâhlarında olan ve geçişi engelleyen prut nehrini geçmek için 13 günde köprü inşa etmiştir ve bu ona mimar başı olma kapısını açmıştır.

♦Sinan tam 5 padişaha hizmet etmiştir. 2. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 2. Selim ve 3. Murat.

♦Michelangelo ve Leonarda Da Vinci Mimar Sinan ile aynı dönemde yaşamışlardır. Profesyonel, mimari ve artistik konularda iletişim içindeydiler.

♦Büyükçekmece köprüsü Mimar Sinan’ın üzerine imzasını attığı tek eseridir.

♦Mimar Sinan’ın çıraklık esri olarak Şehzade Camii, kalfalık eseri olarak Süleymaniye Camii, ustalık eseri olarak ise Edirne Selimiye Camii gösterilir.

♦Sinan 350’yi aşkın eser inşa ederek hayata gözlerini yummuştur ve Süleymaniye Camiinin hemen yanında bulunan türbesinde ebedi uykuya dalmıştır. Yolunuz düşerse ruhuna bir Fatiha okumadan geçmeyiniz.

Fotoğraf : alidaron

Yanıtla