Bizi, Bir Yapan Değerler

0

‘’Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.’’

Diyor derviş Yûnus.

Peki, bizim derdimiz nedir?

Dertlerimiz arasında Ümmet-i Muhammed’in dertleri de var mı?

Din kardeşlerimizin dertlerini dert ediniyor muyuz?

Ümmet olarak öyle bir hale geldik ki biz olmayı, bir olmayı unuttuk. Oysa ki rahmet Peygamberi (s.a.v) ne buyuruyor;

‘’Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.’’

Oysa biz İslam sancağını yere düşürmemek için önce kollarından, sonra da canından olarak şehadet şerbetini içen Mus’ab bin Umeyr’in torunları değil miyiz?

Peygamber müjdesine nail olabilmek uğuruna yüksek yaşına rağmen cihada katılıp İstanbul surlarının hemen yanında şehit olan Ebu Eyyüb el-Ensari’nin, fetih ordusuna katılan ve İslam sancağını İstanbul surlarına dikip şehit olan Ulubatlı Hasan’ın torunları değil miyiz?

Biz değil miyiz cihat aşkı ile haçlılara karşı yıllarca mücadele veren Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’nin, cihat aşkı ile binlerce askerini ardına alıp Sina çölünü 13 günde geçerek Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in torunları?

Atalarımızın derdi rıza-yı ilahi olmasaydı bunca sıkıntıya katlanırlar mıydı? Ümmet’in derdini dert edinmeselerdi Müslümana zulüm eden krallara, haçlılara karşı cihada çıkarlar mıydı?

Günümüzde ümmetin dertlerine karşı bizler ne yapıyoruz? Ümmetin derdi ile dertleniyor muyuz?

Evet, elimize silah alıp cihada gidemiyoruz. Ancak bizim silahımız kalemimiz de olabilir. Sosyal medyayı savaş meydanı gibi kullanan zalim sevicilere karşı biz de dik durmalıyız. Yazılan birçok şeye inanan binlerce hatta milyonlarca insan var. Bu insanların doğruları görmesini sağlamak için, doğru bildikleri yanlışları onlara göstermek için sosyal medyayı doğru ve etkili kullanmalıyız. Zira günümüzün en etkili silahı “sosyal medya”dır.

Bizler derdi olan insanlar olmalıyız. Bizim kalplerimiz hüzünlü olmalı.

‘’Allah, kalbi hüzün içinde olan tüm kullarını sever.’’

Buyuruyor Efendimiz. (s.a.v)

Evet, belki kendimizi dünya telaşından alıkoyamayacağız. Bizlerin yaşantısı Yunus gibi tam manasıyla rıza-yı ilahiye uygun olmayacak belki. Bunları yapamayacağız lâkin namazlarımıza sımsıkı sarılabiliriz, gece namazlarını çoğaltabiliriz. Ah şu şeytanın vesveselerinden kurtulup gece namazlarını arttırsak…

Belki de âmin diyeceğimiz bir dua Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta cihat eden mücahit kardeşlerimizin bedenine zırh, kâfire karşı yapılan mücadelelerde atılan bir kurşun olacak.

Sabrederek ve olacağına inanarak dua edersek muhakkak ki zafer İslam’ın olacaktır.

Bakara suresi 153. Ayette yüce Allah:

‘’…İnnallâhe meassabirin’’

“Allah sabredenlerle beraberdir.”

Buyuruyor.

Mal, mülk telaşını bırakıp Yunus gibi olamayacağız belki lâkin bizler de biçareyiz ve Allah’ın yardımına ve korumasına her daim muhtacız.

Bizler kardeşçe yaşamayı bırakır bölünüp parçalanırsak zafer bizim olamaz. Zafer ancak kâfire karşı tek vücut olmakla bizim olacaktır. Ve unutmayalım ki zafer muhakkak ki İslam’ın olacaktır!

 

Yanıtla